18 Aralık, Perşembe

Son güncelleme:04:16:48 PM GMT

BURADASINIZ: YAZARLAR BASKIN ORAN SOL NASIL KURTULUR

Sol nasıl kurtulur

e-Posta Yazdır PDF

Birtakım tespitlerde bulunacak ve sonra bunların sebeplerini, sonuçlarını ve çarelerini yine çok kısaca sunacağım. Kısaca, çünkü bu yazıların azami uzunluğu 450 kelime.

İlk tespit: Bugün sol cidden zayıf durumdadır

Yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada. Çünkü hem SSCB uygulaması çok kötü bitti ve bu sol kavramına büyük darbe vurdu, hem de, daha önemlisi, fabrikanın kapısında on bin kişi daha ucuza çalışmak için beklerken, içeride çalışan yüz kişinin grev yapması zordur. Biz bu ikincinin filmini daha önce de gördük: Sanayi Devrimi’nin birinci aşamasında böyleydi. Emekçiler birçok objektif koşul açısından çok zayıftı ve ayrıca, Marksizm gibi bir alternatif ideoloji yoktu. Devrimin ikinci aşamasında bu durum değişti ve sol güçlendi. Şimdi de öyle olacağını düşünüyorum. Tabii, alternatif ideoloji olmaya devam etmek istiyorsa, Marksizm’in de kendini gözden geçirmesi şartıyla. Buna aşağıda değineceğim.

İkinci tespit: Türkiye’de sol olduğunu ileri süren ırkçılar kafa karıştırmaktadır

Yukarıdakilere ilaveten, Türkiye’de hem 12 Eylül faşizminin sol’u perişan etmesi var, hem de sol’un adı sol’la uzaktan yakından ilişkisi olmayanlar tarafından kullanılıyor ve istismar ediliyor. İnsanlar da, Kemalizm başta olmak üzere milliyetçiliği/ulusalcılığı sol sanıp tepki duyuyor. “Türk Solu” dergisi başta olmak üzere, sol adını kullanan kimi yayınlar, bu işlere vakıf olmayanlar açısından sol adını berbat ediyorlar. Aydınlık çevresi de, 1960’lardan bu yana yaptığı zikzaklarla insanlara pusulasını şaşırtıyor. Bazıları tarafından sol olarak nitelenen CHP içindekileri de bunlara katarsanız, dışarıdan bakan birisinin kafasının karışmaması ve sol’a tepki duymaması zor.

Üçüncü tespit: Ama esas hata, solcuların kendisindedir

Tamam, bütün bunlar var. Fakat solcu akımlar ve liderler de ciddi hatalar yaptılar. Kendilerini fazla önemseyerek amip gibi devamlı bölündüler. Silaha sarılarak, egemenlerin işini kolaylaştırdılar; askerî darbeleri meşrulaştırdılar.

Daha kötüsü, kendilerini dogmatizm gettosuna mahkum ederek devre dışı bıraktılar. Önem sırasına sokmadan sıralıyorum:

Birincisi, din faktörüyle lüzumsuz yere cebelleştiler. Oysa şimdi İslam’ın Kemalizm baskısından kurtulması üzerine ortaya çıkan ve “Vicdanlı Müslümanlar” şeklinde özetlenebilecek akımların başlaması, çok öğretici.

İkincisi, ideolojiler belli üretim biçimlerini yansıtır ve onların ortaya çıkardığı sorunlara çözüm arar. Marksizm de, vahşi kapitalizme cevap olarak doğdu. 19. Yüzyılın ikinci yarısında Batı Avrupa’nın ezilmiş-dışlanmış kategorisi işçiler olduğu için, işçi sınıfını odak almıştı.

Gerçi 1960’lardan sonra yeni teorik katkılar yapıldı ama, biz Türkiye’de esas olarak, büyük darbe yediğimiz 12 Eylül 1980 cuntasının tahribatından 1990’larda kendimize yeni yeni geldiğimizde, dünyadaki önemli değişiklikleri yeterince dikkate almadık. Marksizm bir işçi sınıfı ideolojisidir, noktasında demir attık. Yeterince erken farkına varmadık ki, dünyadaki ezilmiş-dışlanmış kategorileri çok çeşitlenmiştir. İşçi sınıfına ilaveten, ortaya savunulması gereken çok farklı kimlikler çıkmıştır ve bunlardan bazıları işçi sınıfından daha mazlum durumdadır: 1) Etnik-kültürel kimlikler (mesela Kürtler, Çingeneler, Çerkesler, vb.); 2) Dinsel, inançsal, ideolojik kimlikler (mesela Aleviler, Gayrimüslimler, Müslümanlar, ateistler, vicdani retçiler, çevreciler, vb.); 3) Cinsel kimlikler (mesela kadınlar, LGBT bireyler). Biz bunları sol’un ilgi ve koruma alanına almakta yeterli çabayı derhal harcayamadık. Hatta hâlâ bugün bile bu konuda ciddi tereddüt ve direniş gösteren “solcu”lar var.

Her ideoloji, eğer geçerli kalmak istiyorsa, yeni üretim biçiminin (“küreselleşme” olarak özetlediğimiz uluslararası kapitalizmin) ortamını dikkate alacak biçimde kendini yenilemek zorundadır. Marksizm’in bunu yeterince yaptığını sanmıyorum. Benim oğlum bina okur döner döner yine okur’u hatırlatır bir “solcu” kitlesinin hâlâ etkili olduğunu düşünüyorum. Buna bir de yukarıdaki ilk tespitte söylediklerim ilave edilirse, işin kolay olmadığı ortaya çıkacak.

Sol’un kendini toparlamasının önkoşulunu yerine getirirsek, bu zorluğu yenmenin büyük kısmını hallederiz: İşçi sınıfının yanı sıra bütün ezilmiş-dışlanmış kategorileri odağına almak.

Baskın Oran


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo