26 Kasım, Çarşamba

Son güncelleme:04:16:48 PM GMT

BURADASINIZ: YAZARLAR AYŞİN ALTUN HACİVAT VE KARAGÖZ'Ü KİM ÖLDÜRDÜ?

Hacivat ve Karagöz'ü kim öldürdü?

e-Posta Yazdır PDF

Dünyada gölge oyununun tarihi milattan önce 140-87 yıllarına kadar uzanır. Genellikle, gölge oyununun bu topraklara 16. yüzyılda, Yavuz Sultan Selim döneminde ve Mısır’dan geldiği düşünülmektedir. Önceleri “zıll-i hayal” olarak adlandırılan gölge oyunu, 17. yüzyılda Karagöz adını almış ve kesin biçimine kavuşmuştur. Karagöz, büyük ölçüde bir tek sanatçı gösterisidir. Hayalî ya da hayalbaz olarak da bilinen Karagözcü, renkli tasvirleri çubuklar kullanarak oynatan kişidir. Tasvirleri oynatan kişi aynı zamanda oyunun yaratıcısı, yönetmeni ve aktörüdür. Kişileri bakımından zengin kadrolu bir halk tiyatrosu örneği olan Karagöz’de, Hacivat ile Karagöz asıl tiplerdir. Karagöz, hayal perdesinde halkı ve halkın sağduyusunu temsil etmektedir. Başı sürekli belaya girer. Hiçbir zaman düzgün bir işi olmaz. Hacivat’ın yardımı ile geçici işlerde çalışır. Çok meraklı, patavatsız, hazır cevap ve açık saçık konuşan bir tiptir. Bazen hile yaparak Hacivat’ı ve diğer oyun tiplerini kandırmaya çalışır. Karısı ile sürekli olarak kavga eder. Böyle birçok olumsuz özelliğine karşın Karagöz, özü sözü bir, mert, halktan bir tip olarak tanınır. Hacivat, Karagöz’le karşılaştırılacak olursa, kültürlü, aklı başında ve güvenilir bir tiptir. Arapça ve Farsça sözcükleri sıkça kullandığı süslü bir dille konuşur.

18. yüzyılda önce tiyatronun yaygınlaşması, ardından sinema ve televizyonun hayata girmesiyle, Karagöz eğlence ve kültür hayatındaki yerini yitirmeye başlamıştır. Bu nedenle, zaman zaman çeşitli vesilelerle bu geleneği canlandırmaya yönelik çalışmalar yapılmıştır. Ancak, C.H.P. tarafından yazdırılan ve 1941 yılında yayımlanan yedi Karagöz senaryosunu bu bağlamda ele almak mümkün değildir. Senaryoların yazılması için dönemin yazarlarına seslenen genelge, C.H.P.’nin yürüteceği projenin amacının bir geleneği canlandırmak olmadığını açıkça gösterir. İçişleri Bakanlığı’nın 1937 yılında yayımladığı genelge ile yetmiş kadar halk kitabının yeni gereksinimler doğrultusunda düzeltilmesi ve modernleştirilmesi için çağrıda bulunulmaktadır: “Halk kitaplarının kahramanlarını halk seviyor. Bu kahramanlar aynen bırakılsın; yalnız bunlar, rejimin ruhuna uygun, yüksek mânalı, yeni vakalar içinde gösterilsin. Böylece halka, sevdiği kitaplar vasıtasiyle telkin etme imkânı hazırlansın”. Söz konusu genelge ile başlayan proje kapsamında yedi Karagöz oyunu yazılmış ve 1941’de yayımlanmıştır.

Bu yeni oyunlarla birlikte karakterlerin özellikleri büyük ölçüde değiştirilmiştir. Klasik oyun metinlerinde halkı temsil eden Karagöz, söz konusu metinlerde çalışkan ve yeniliklere açık Türk köylüsünü temsil etmektedir. Oğuz Güven’in tespitine göre, klasik oyunlarda hiçbir zaman düzgün bir işi olmayan ve bu nedenle karısıyla arası açılan Karagöz, C.H.P. tarafından yazdırılan senaryolarda köylüyü temsil eden çalışkan bir insan olarak sunulmaktadır. Artık kaba saba, hilekâr, açık saçık şakalar yapmaktan hoşlanan bir karakter değildir. Bu tür değişiklikler, oyundaki güldürü unsurunun ortadan kalkmasına neden olmuştur. Klasik metinlerde, Hacivat’ın diliyle ilgili espriler yaparak seyirciyi güldüren Karagöz, Köy Muhtarlığı adlı oyunda dönemin dil tartışmalarına değinir ve dil bilincine sahip bir köylü olarak konuşur. Klasik metinlerdeki gibi Osmanlıca konuşmayı sürdüren Hacivat’ı “Arapça, Acemce ile yaldızlanmış dil Türk dili olmaz” diyerek tokatlar. Hacivat burada Osmalı’yı temsil etmektedir. Klasik metinlerde halkı temsil eden Karagöz, yeni metinlerde egemen ideolojinin didaktik sesidir.

Karagöz ve Hacivat oyununun aslında bir “Türk” gölge oyunu olup olmadığı da, bilinenin aksine tartışmalıdır. Hayalbaz dediğimiz oynatıcı üstadların gerek tasvir üreterek, gerek senaryo yazarak, gerekse hayal oyununu icra ederek oyunlara hayat veren gerçek sanatçılar olduklarını unutmamak gerekir. Birçok kaynakta adı geçen ünlü hayalbazların isimleri ise; Arsen Efendi, Yemenici Andon, Çilingir Ohannes Efendi, Boğos Efendi, Dalgın Serafim Efendi, Dikran Efendi, Topkapılı Takfor, Topal Kirkor Efendi, Kevork Efendi…

2011 yılında 5 mobil araçla Türkiye’yi dolaşarak Karagöz ve Hacivat oyunu sergileyen CHP’nin, bu şekilde üye/oy çağrısı yapması da manidardır.

Cumhuriyetten sonra yazılan Karagöz oyunları, CHP ve Halkevleri Genel Merkezi’nin teşebbüsleri neticesinde yazdırılıp bastırılmasıyla, dikte edilen Türk dil-tarih tezlerinin birer aracı haline dönüşmüştür. Bu her alanda ne ilktir, ne de sondur..

Karagöz oyununun Kemalist bir zeminde yeniden kurgulanması, Reşat Nuri Güntekin’in de Çalıkuşu romanındaki “Feride” ile de örtüşür. Reşat Nuri durumun kendisini belki de en iyi şekilde, çelişkiyi gözler önüne sererek özetler: “Bir siyasî ve sosyal inkılâp rejiminin edebiyat ve sanata da uzayan dirijizmi? Ancak her yerde devletin sanattan ne isteyebileceği malum... Mümkün  olsa da keşke gölge etmese...”

Ayşin Altun

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo