29 Kasım, Cumartesi

Son güncelleme:04:16:48 PM GMT

BURADASINIZ: TARİHTE BUGÜN 3 ŞUBAT 1976: HEYKEL SANATÇISI KUZGUN ACAR HAYATINI KAYBETTİ

3 Şubat 1976: Heykel sanatçısı Kuzgun Acar hayatını kaybetti

e-Posta Yazdır PDF

Abdülahet Kuzgun Çetin Acar, 1928'da İstanbul'da dünyaya geldi. Sultanahmet Lisesi'ni bitirdikten sonra 1948'de İstanbul Güzel Sanatlar Fakültesi'ne girdi. Burada Heykel Bölünü'nü bitiren Acar, önce Prof. Rudolf Belling'in ardından da Ali Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu'nun öğrencisi oldu. 60'lı yıllarda TİP üyesi oldu, bu nedenle bir dönem işsiz kaldı ve eserleri yerlerinden sökülerek depolara kaldırıldı.

Kuzgun Acar, hocası Bara'nın sanat anlayışından etkilendi ve geometrik-soyut tarzda, figürsüz eserler verdi. Mezun olduktan sonra serbest çalışmaya başladı. Kafes, tel kullanarak yaptığı çalışmalarla Gabo'yu anımsatan Acar, sonraları demir, çivi, tel ve ahşaptan meydana getirdiği, soyut anlayışı ve lirizmi birleştiren eserleriyle fark yarattı. Acar, ilk kişisel sergisini 1953 yılında açtı.

1961 Paris Bienali'nde çivilerden yaptığı bir eseriyle 1. oldu. Buradan kazandığı bursla Fransa'ya giden Acar, 1962'de Paris Modern Sanatlar Müzesi'nde (Musee D'Arts) bir sergi açtı. 1964'te 23. Devlet Resim Heykel Sergisi'nde Heykel dalında 1. oldu. Eserleriyle Avrupa'daki sanat çevrelerince de tanınan Acar'ın eserleri 1966'da Rodin Müzesi'nde de sergilendi. 1975'de ise Mehmet Ulusoy'un Paris'de sahnelediği Kafkas Tebeşir Dairesi adlı oyun için masklar yaptı.

Çağdaş heykel sanatının öncülerinden sayılan Acar, zaman zaman eserleriyle tartışıldı. 60'lı yıllarda TİP üyesi olduğu için eserleri alıcı bulmadı, geçinmek için meyhanecilik, balıkçılık gibi işler yapmak zorunda kaldı. Ankara'da Emek İş Hanı'nın ön girişine Anadolu'nun çoraklaşma sonucu kaybettiği toprakları ifade etmek üzere 1966'da yaptığı büyük boyutlu metal Türkiye Heykeli yerinden kaldırıldı, depolarda bekletildikten sonra hurda olarak satıldığı yapılan araştırmalarda ortaya çıktı.

Metal-İş Gönen tesisleri için yaptığı heykel 1980 sonrasında sökülerek bir depoya kaldırıldı, 1997'de hatırlanarak depodan çıkarıldı ve yerine asıldı; 1975 Heykel Sempozyumu için 1940'lı yılların Antalya valisi Haşim İşcan anısına yaptığı dev el heykeli ise, bir süre sonra bir depoya kaldırılmış, uzun zaman sonra Antalya Karaalioğlu parkına yerleştirildi.

Acar, bir duvar rölyefi üzerinde çalışırken merdivenden düştü ve beyin kanamasını nedeniyle 3 Şubat 1976'da hayata veda etti.

'Yaptığım her yontuda mutlaka bir çığlık vardır.' diyen Kuzgun Acar'ın sanat ve heykelle ilgili bir yorumu şöyleydi:

"Yadırgama, alışılmışla karşılaşmadan doğar. Yadırgadıkları için yeniden şüphelenenler alıştıklarını kendilerine verenleri suçlasın. Zira gümrüğü çoktan alınmış işçiliği sanat sanmak pek de övünülecek bir şey olmasa gerek.

Siz bir yere varmışsınızdır. O halk sizi yontar zaten. Aslında bize heykeltıraş diyorlar. Tamam doğru, biz yontuyoruz bazı şeyleri, ama aslında bizi yontan sokaktan geçen adamdır. O hesabını sorar adamdan. Bu açık, bunu o kadar uzun yıllardır, en azından bir 27 yıldır yaşadım.

Ben bilmiyorum, ben mi heykel yonttum, beni mi halk yonttu? Bunu bilemem."


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo