21 Ekim, Salı

Son güncelleme:04:16:48 PM GMT

BURADASINIZ: HABERLER ŞENOL KARAKAŞ: BİR ARKADAŞIN ARDINDAN

Şenol Karakaş: Bir arkadaşın ardından

e-Posta Yazdır PDF

Tam hatırlamıyorum, o zaman Kürt halkının partisi hangisiydi, DEP, DEHAP, DTP... Ama partisinin İstanbul'da diğer örgütlerle ilişkilerini kurarken tanımıştım Cemal Kavak'ı. Uzun boylu, gözlerinde ve yüzünde sürekli bir umut taşıyan, gülümseyen, moral veren ama aynı zamanda her zaman ciddi bir insandı.

1 Mart'a hazırlanıyorduk. Irak'ta Savaşa Hayır Koordinasyonu'nun 1 Mart'ta ABD'nin Irak işgaline Türkiye'nin askerinden hava ve deniz limanlarına kadar tüm gücünü arkasına alarak hazırlanmasına TBMM'nin onay verip vermeyeceğinin belli olacağı güne. Aylar öncesinden, "Bush'a sorma halka sor!" başlıklı bir kampanya başlatmıştık. Kampanyanın bin bir işini, hep birlikte yapıyorduk. Cemal Kavak, tüm kampanyada, kampanyanın tüm hamaliyesinde yer aldı. Pankartları, afişleri taşımaktan temsil ettiği partinin kitlesel desteğinin kampanyaya aktif bir şekilde katılmasına, İstanbul'da yapılan gösterilere katılmaktan gücünün yettiği her yerde "Savaşa hayır!" diye bağırmasına kadar, Cemal'le hep beraberdik.

Onun olduğu eylemler, bildiri dağıtımları hep keyifliydi. Varlığı moral veriyordu. Çoğu aktivistin zorlandığı işleri, gülerek hallediyordu. Tüm cumhuriyet tarihi boyunca ızdırap çeken bir halkın zorluklarla sivrisinekle baş eder gibi uğraşmasının on yıllar içerisinde kazandırdığı bir hoşgörüyle Türkiye'nin ABD'nin işgal politikalarına ortak olmasına karşı kampanyanın merkezi sorunlarıyla baş ediyordu.

Hemen hemen her gün karşılaşsak da her karşılaşmamızda elimi sıkıyordu ve o kadar kuvvetli sıkıyordu ki.

15 Şubat 2003'te, tüm dünyada on milyonlarca insan savaşa karşı aynı anda gösteri yaparken, bizler de Kadıköy'de bir gösteri yaptık. 15 Şubat PKK lideri Abdullah Öcalan'ın da yakalandığı gün olduğu için tüm dünyadakinden farklı bir gerginlik yaşandı bizim eylemde. Eylemi herkes hatırlar, sanatçı patlaması yaşanmıştı. Eylemin ses aracının üzerinden onlarca sanatçı seslenmişti. Kimler yoktu ki, Tamer Karadağlı ve Zerrin Özer bile arabanın üzerine çıkıp savaşa karşı barış arzu eden konuşmalar yapmıştı. Hani kampanyanın en önde gelen aktivistlerinden Memet Ali Alabora'nın polis köpeği tarafından ısırıldığı ve ardından kısa bir süre gözaltına alındığı eylem!

O eylemde çıkan olaylarda Kürt gençlerini yatıştırmak için Cemal Kavak aracın üzerinden dakikalarca Kürtçe konuşmalar yapmıştı. Israr etmişti ve olayların daha fazla büyümesini engellemişti.

1 Mart'ta kazanılan zaferde, tezkerenin TBMM'den geçmemesinde Cemal'in alınteri olduğunu, 1 Mart'ta Ankara'da bir miting yapılması için ne kadar çok uğraştığını, bu mitingin bir kampanyanın üzerinden şekillenmesi ve halkın savaşa hayır diyen azim çoğunluğunun ruh halinin meydanlarda ifade edilmesini ne kadar güçlü bir şekilde savunduğunu kimse hatırlamayabilir. Ama unutmayalım!

Cemal'i, Irak halkı için, Kürt halkı için, Türkiye'deki tüm ezilenlerin hakları için çabalayan iri yarı güler yüzlü Cemal yoldaş, intihar etmiş. Haberini şimdi aldım.

Ortadan kaybolmuştu. Sivil siyaset yapan Kürtlerin kaderini paylaşmıştı, ya KCK tutuklamalarında olduğu gibi hapse girecekti ya da kaçacaktı. Kaçmayı tercih etti. Ortadan kayboldu.

Birkaç ay önce DSİP Bahçelievler bürosunun açılışını sanal alemde duyurduğumda ve Kürtlerin özgürlüğüyle ilgili bir afişin resmini gönderdiğimde, selam yollamıştı. Sürgünden şikayet etmişti.

Şimdi bir mektup bırakmış geriye: "Sürgünde yaşamak, vazoda yetişen bir çiçek gibidir. Ben de bu Avrupa'da böyle görüyorum kendimi. Avrupa yaşamı bana göre bir yaşam değil. Ancak bu kadar dayanabildim."

Bir kez daha karşılaşmak, bir kez daha elini sıkmak ve Kürt halkının özgürlüğünün ne kadar yakın olduğunu konuşmak isterdim.


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo