23 Ekim, Perşembe

Son güncelleme:04:16:48 PM GMT

BURADASINIZ: HABERLER FİLİZ KOÇALİ YAZDI: KADIN, KÜRT, SOLCU VE YAHUDİ

Filiz Koçali yazdı: Kadın, Kürt, solcu ve Yahudi

e-Posta Yazdır PDF

Kimi zaman basiretimiz bağlanıyor. Olayların birbiri ardına gelişi, bizi önüne katıyor. O hızla çok önemli olsa da pek çok gelişmenin yanından geçip gidiyoruz, yazmamız, tutum almamız gerekse de böyle oluyor.

Bunlardan birisi aylar önceye, diğeri günler önceye dayanan iki olay. 

Sevahir Bayındır'ın TBMM kürsüsüne elinde koltuk değneği ile çıkması aylar önce tanık olduğumuz vahşeti yüzümüze vurdu. TBMM üyesi, o TBMM'nin emrinde olması gereken polis tarafından çok ağır bir saldırıya uğramıştı. Kalça kemiği kırılmıştı ve bu kemik bir türlü kaynamadığı için, TBMM üyesi Sevahir Bayındır nice zamandır Meclis çalışmalarına katılamıyordu ve belki yeni bir ameliyat geçirecek, yeniden kimbilir ne kadar zaman grubunun toplantılarına ve Meclis oturumlarına katılamayacaktı.

TBMM Başkanı Şahin, Sevahir Bayındır'ın partisini çift dil kullanma kararı nedeniyle "kapattırmak" için yırtınıp dururken, başında bulunduğu Meclis'in bir kadın üyesine karşı polis şiddeti karşısında sus pus oturuyordu.

Sevahir Bayındır demek, yasalara ve Anayasa'ya göre Meclis demek. Sevahir Bayındır'ın şahsında polis Meclis'e karşı şiddet uygulamıştır ve o Meclis'in çoğunluğu ve Başkanı bu saldırıyı susarak onaylamıştır.

Sevahir Bayındır'ı korumamak, onun uğradığı şiddetin hesabını sormamak demek, TBMM'yi savunmamak demektir.

Balyoz darbesi sanıkları neden yargılanıyor? TBMM'yi ıskat ve çalışamaz hale getirmeğe teşebbüsten yargılanıyor. Ha 550 parlamentere tankla çarpıp "ıskat" etmişsiniz yani "düşürmüşsünüz" ve "çalışamaz" hale getirmişsiniz, ha Sevahir Bayındır'ı tazyikli suyla "ıskat" etmiş, düşürmüş ve susturmuşsunuz. Aynı şeydir. Polis bu şiddetiyle gelecekte Sevahir Bayındır gibi düşünenlerin çoğunlukta olduğu Meclis'i "ıskat" etmek üzere "darbe" potansiyeli taşıdığını ortaya koymuştur.
Geleceğin polis vesayetinin işareti verilmiştir.

Bu böyle...

İkinci yanından geçtiğimiz olay, Taraf yazarı Roni Marguiles'e yönelik saldırı. Bu saldırıya karşı pek çok demokrat haklı olarak tepki duydu. Saldırganların arasında ÖDP'lilerin olduğu da açıklandı, ancak ÖDP Genel Başkanı Taş, partisinin bu saldırıyı onaylamadığını söyledi.
Ama saldırıyı yapanlar hala yaptıkları ilkelliği savunmaya devam ediyorlar.

Roni Marguiles, görüşlerini ister paylaşın, ister paylaşmayın, Türkiye'de "azınlık"ların arasından çıkıp da sosyalist hareketin içinde yer alan ender yurttaşlarımızdan birisidir. O, günümüzde Yahudi cemaatinin Türkiye soluna açılan penceresidir. Bu bakımdan büyük olasılıkla, bir iki adını duymadıklarımızı saymazsak, tek başınadır.

Bu durumun anlamını iyi kavramalıyız. Çok yakın zamanda birileri Hrant Dink'i hedef aldığında, üzerine yumurta attığında, orada burada protesto ettiğinde, mahkeme önlerinde onu linç etmeye kalktığında bu barbarlığa karşı tepki öyle cılız kaldı ki, sonunda bu aşağılık saldırganların yarattığı ortamdan Ergenekoncular yararlandı. Yaratılan bu "tepkinin" bir Trabzonlu "delikanlıyı" harekete geçirdiği söylendi ve "tek başına bir demokratik Ermeni örgütü" olan Hrant Dink öldürüldü.

Bu İkinci Jenosittir.

Roni'ye 5 kez saldıranların "faşist" ya da "Ergenekoncu" olmadığı açık. Ama attıkları yumurta ve boyalar, kanlı bir saldırının ortamını yaratır ve bu gençler kirli bir "tek kişilik holokost" oyununun aleti olarak lekelenir.

O nedenle Roni Marguiles'le "iki defa" dayanışma içinde olmak gerekir. Sosyalistler birbirine yumurta atmaz ve sosyalistler bir Yahudi sosyaliste "gül" bile atmaz. Hele 5 Eylül'e denk gelen bir günde ya da İHD'nin konuğu olduğu bir etkinlikte hiç atmaz.

Filiz Koçali

Kaynak: Günlük Gazetesi


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo